TÜRK SİNEMASININ KISA ÖYKÜSÜ ... 11.05.2008 Saat: 20:42 Gönderen: habermerkezi
Tamer UYSAL yazdı: "TV kanalları sinema sanatının düzeyli örneklerini göstermek yerine toplumcu gerçekçi filmleri göz ardı edip piyasa işi popüler kültür ürünlerini tekrar tekrar vermekte. Kartelci medya kendi çıkarlarına odaklanmıştır. Günümüzde feodal kültür kentlilerin popüler kültürü haline getirilip ters yüz edilerek halka sanatsal araçlarla; diziler ve filmlerle özümsetilmektedir. Orhan Kemal, içinde bulunduğumuz dönem adeta bir replikası olan Gurbet Kuşları romanını sanki bunu tekrar alaşağı etmek için yazmış, mutlaka okuyun, Bereketli Topraklar Üzerinde’nin hem romanını okuyun, hem Erden Kıral’a ait 1961 Anayasasının görece özgür ortamının bir ürünü, bir dönemin yasaklı ve zayi olan filmini de mutlaka izleyin. Katledilişlerinin 36.yıldönümlerinde Denizlerin antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı, demokratik ve gerçekten özgürlükçü mücadelelerinin ipuçlarını bulacaksınız."
Türkiye Dünya çapında bir değerini yitirdi: Leyla Gencer. Gencer, Dünya opera tarihinin en büyük sopranolarından birisiydi. İtalyan Lisesi'ni bitirdi ve İstanbul konservatuarında şan eğitimi aldı. Konservatuarda İtalyan soprano Lombradi ve yine İtalyan sanatçı Apollo Granforte ile çalıştı. 1950’de Ankara Operası'nda "Cavallerina Rusticana" ile sanat yaşamına başladı... 1954 yılında Napoli’deki deki ünlü San Carlo Tiyatrosu’nda “Madame Butterfly” ile başlayan uluslararası platformdaki opera serüveni,1957 yılında Milano’daki La Scala’da kazandığı başarıyla doruğa çıkmıştır. 1958 yılında La Scala’da “Assassinio nella Cattetrale” operasının dünya prömiyerinde yine sahnede Gencer’in adı vardır ve o günden sonra dünyanın hemen bütün ünlü sahnelerinde “La Regina” olarak alkışlanan Gencer, 1980 yılında operayı bıraktığı güne kadar dorukta kalmıştır. İnsancıl Sol bu büyük sanat insanının saygın anısını selamlar, kendisine Allah'tan rahmet, sevenlerine ve sanatseverlere başsağlığı ve sabırlar diler. Ne mutlu Cumhuriyet'imize bize böyle gerçek sanatçılar kazandırdığı ve ne mutlu evrensel sanata onları değerlendirdiği için...
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ RAPORU 09.05.2008 Saat: 21:15 Gönderen: habermerkezi
"TMMOB Makina Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan, İş Sağlığı ve Güvenliği Oda Raporu, içinde bulunduğumuz İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla açıklanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği konusunda kongreler düzenleyen, eğitim ve yayın faaliyetlerinde bulunan MMO; bu konudaki yasa ve uygulama sorunlarını bu raporda irdelemekte ve kapsamlı çözüm önerileri dile getirmektedir. Raporda dünyada durum, iş sağlığı ve güvenliği kavramının dünya ve ülkemizdeki gelişimi, Türkiye’deki iş kazalarına ilişkin veriler, meslek hastalıkları ve iş kazaları, iş güvenliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları, İş Yeri Hekimi, İş Sağlığı ve Güvenliği Mühendisi konuları irdeleniyor. Raporda ayrıca MMO’nun konu özgülündeki çalışmaları, çözüm önerileri ve MMO’nun düzenlediği İş Sağlığı ve Güvenliği Kongrelerinin Sonuç Bildirgeleri ve 4857 Sayılı İş Yasası kapsamında yayımlanan yönetmelikler ile Türkiye Cumhuriyeti tarafından onaylanan ILO Sözleşmelerine yer veriliyor. Rapora ilişkin açıklama devamında"
İnsancıl Sol Y.K. üyesi Prof.Dr. Erinç YELDAN yazdı: "Uluslararası iktisat yazınında finansal sermayenin risk iştahının ve kısa dönemli spekülatif karar alma mekanizmalarının dizginlenmesi ve finans sektörünün ana işlevinin reel yatırımlara kaynak sağlamak olduğu gerçeğinin tekrardan oluşturulabilmesi için yoğun bir yeniden düzenleme (regülasyon) gereği giderek kabul görmektedir. Ancak bu gerçeğin kapitalizmin şiddetlenen rekabeti altında finans sermayesi tarafından sessizce kabullenilmesi olası gözükmemektedir. 21. yüzyılın bu ilk on yıllık döneminin, kapitalizmin küresel finans kurumlarının yeniden yapılandırılması gereği ile finansal sermayenin kazançlarını koruyabilmesi ikilemi arasında şiddetli bir savaşıma sahne olacağı gözükmektedir."
İnsancıl Sol Y.K. Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK yazdı: "3 Fidan’ın idam edildiklerinin 36. yılndayızı.. 6 Mayıs 1972 sabaha karşı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nin verdiği kararı Meclis'in onaylamasıyla idam edildiler. Deniz 24, Yusuf 23, Hüseyin 22 yaşındaydılar. Ben de Hacettepe’de tıbbiye’nin 1. sınıfındaydım. 19. yaşımı sürüyordum. 3 ay önce, 12 Mart 1971’de askeri muhtıra verilerek Demirel hükümeti düşürülmüş ve tüm ülkede sıkıyönetim ilan edilmişti.. Anti-emperyalist, tam bağımsız Türkiye’yi emperyalizm ve işbirlikçileri istemiyor. Uykuları kaçıyor. Giderek daha çok abanıyorlar ülkeye."
KKTC KURUCU CUMHURBAŞKANIMIZ RAUF R. DENKTAŞ (bu iki bölümlük yazısında, yakın geçmişte Annan Planı dolayımında yapılan oylamalar sırasında değerlendirdiği ve güncelliğini hala koruyan bazı tespitlerde bulunmakta): "Avrupa’nın şampiyonluğunu yaptığı tüm ilkelere ters düştüğünü teslim ederek KKTC ile direk temas kurmalı, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarının meşru olduğunu, bunların Türkiye’nin milli bir davası ve güvenliği ile ilgili hayati bir konu olduğunu teslim ederek taraflara katıksız eşit davranmaya başlamalıdır. Bunu temin etmenin yolu ayağa kalkmak, dik durmak ve kırmızı çizgilerimize sahip çıkmaktır."
İnsancıl Sol Y.K. Üyemiz Prof.Dr. Kamil Okyay SINDIR İzmir Tabip Odası'nın 4 Mayıs 2008 tarihinde yapılan seçimlerin resmi olmayan sonuçlarını iletti: Kullanılan Toplam Oy Sayısı : 2632 Geçerli Oy Sayısı : 2622 Geçersiz Oy Sayısı: 10 Boş Oy Sayısı : 0 olup en yüksek oyu Dr. Suat KAPTANER 1263 (Hekim Güçbirliği) aldı. Sırasıyla, Dr. Fatih SÜRENKÖK 1150 (Demokratik Katılımcı Hekimler) Dr. Mete GÜZELANT 1138 (Hekim Güçbirliği) Dr. Ömer ÖZÜTEMİZ 1133 (Demokratik Katılımcı Hekimler) Dr. Sabri DERELİ 1067 (Hekim Güçbirliği) Dr. Zehra METE 1030 (Demokratik Katılımcı Hekimler) Dr. Erdener ÖZER 1030 (Hekim Güçbirliği) oy aldılar.
AYAKLAR, BAŞLAR 05.05.2008 Saat: 22:59 Gönderen: habermerkezi
İnsancıl Sol Y.K. Üyesi ve TÜMÖD Genel Sekreteri Suay KARAMAN yazdı: " Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın hazırladığı iddianameye karşı çıkmayan, biz laikliğe karşı eylemde bulunmadık demeyen AKP'liler, birdenbire laikliğe sahip çıkmaya başladılar. Hatta başbakan kendisini laikliğin güvencesi olarak gösterdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Anayasa Mahkemesi'ne kapatma davası açtığından beri AKP'de göstermelik bir değişim göze çarpıyor; ülke düzeyindeki kandırma işlevini ustalıkla yürütüyor. İktidarın bu yapmacık siyasi manevralarına aldanmamak gerekir. Çünkü AB'yi de arkalarına alarak, kapatma davası öncesinde, yargıya şirin gözükerek etkilemek istemektedirler. AKP Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, yaptığı açıklamada, türban sorununun gereksiz yere çıkarıldığını ve gerilimin arttırıldığını söylemiştir. AKP'nin sergilediği bugünkü davranışlar tamamen sahtedir."
ANKARA'DA ULUSAL HEKİM BİRLİĞİ, İZMİR'DE HEKİM GÜÇBİRLİĞİ'NE BAŞARILAR DİLİYORUZ 01.05.2008 Saat: 23:15 Gönderen: habermerkezi
İnsancıl Sol Y.K. üyesi Dr. Ali Rıza ÜÇER Genel Sekreter olarak görev yaptığı Tıp Kurumu'nun Başkanı Dr. Mehmet ALTINOK ile birlikte gönderdikleri notta diyor ki; "Cumhuriyetimizin temel değerlerini ve ulusal bütünlüğümüzü savunan Cumhuriyetçi hekimler, 3-4 Mayıs 2008'de yapılacak olan Ankara Tabip Odası seçimli kongresine "Ulusal Hekim Birliği", listesiyle katılıyor. Aynı tarihlerde yapılacak olan İzmir Tabip Odası seçimlerine Cumhuriyetçi hekimler "HekimGüçbirliği" listesiyle giriyor. Geçtiğimiz hafta yapılan Antalya Tabip Odası kongresindeyse Cumhuriyetçi hekimler "Hekim Birliği" listesiyle açık ara bir üstünlük sağlayarak tüm kurullarda fire vermeksizin seçimi kazandı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) yönetimi ve bu yönetim anlayışına paralel bir duruş sergileyen Ankara Tabip Odası (ATO) yönetimi marjinal bir siyası tutumu benimseyerek hekimlere yabancılaşmış durumda. Bu durum TTB ve ATO yönetiminin temsil gücünü azaltıyor, meslek örgütümüzün somut ve yakıcı sorunlara etkili müdahale yapamaması sonucunu doğuruyor. Üye tabanıyla bütünleşen, etkili ve güçlü bir meslek örgütü için pazar günü Ankara ve İzmir'de yapılacak olan seçimler kritik önem taşıyor. "Tıp Kurumu" gerek Ankara'da gerekse İzmir'deki oda seçimlerinde Cumhuriyet değerlerini benimseyen listeleri destekliyor. Gericiliğe ve bölücülüğe karşı ulusal değerlerimizi savunan hekimlerin meslek örgütümüzde ağırlık kazanacağı bir süreçtir bu." UHB Ankara Tabip Odası seçim listesi devamında ...
İnsancıl Sol Y.K. üyesi Prof.Dr. Erinç YELDAN yazdı: "Günümüzde emperyalist güçler kendi aralarındaki sömürge paylaşımına dayalı çatışmaları göreceli olarak çözmüş gözükmektedir. Bunun yerine, üçüncü dünyanın azgelişmiş ülkelerinin, dış ticaretlerinin serbestleştirilmeye zorlanması sonucunda birer ithalat ve ucuz işgücü deposu haline dönüştürülmesi; “özelleştirme” ve “doğrudan yabancı yatırım” fetişleri altında bu ülkelerin kamusal varlıklarına yok pahasına el konulması; ve “bağımsız üst kurullara dayalı denetim ve yönetişim” uygulamaları ile ulus-ötesi şirketlerin ve uluslararası finans sermayesinin doğrudan denetimi altına sokulmasına dayalı “yeni sömürgeleştirme” biçimleri geliştirilmiştir..." Yarın 1 Mayıs, emeğin bayramı. Tüm emekçilere barış ve aydınlık günlerin habercisi olması dileğiyle, 1 Mayıs kutlu olsun.
Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ imzasıyla yayımlanan açıklamada: "TMMOB Makina Mühendisleri Odası; yukarıda sıralanan nedenlerle, tüm kentsel kamu hizmetlerinin özelleştirilmesini ve piyasa faaliyeti haline dönüştürülmesini öngören Dünya Bankası, IMF ve AB uyum politikalarının bir parçası olarak gündeme gelen Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ’nin % 100’üne tekabül eden hisselerinin blok satış yöntemi ile özelleştirilmesine ilişkin ihale işlemi ve bu ihale işleminin dayanaklarından olan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptaline karar verilmesi istemi ile Danıştay’da dava açmıştır."deniliyor ...
İnsancıl Sol Y.K. üyesi Prof.D. Ata ATUN yazdı: " Uluslararası İlişkiler Profesörü Panayotis İfestos, 26 Nisan 08 tarihinde Simerini gazetesinde yayınlanan “İki Bölgeliliğe Hayır” başlıklı yazısında “İki bölgeli çözüme ‘uyum sağlamamız’ için bizi ‘eğitecekleri’ söyleniyor. Ancak mümkün olan bazı şeyler ve mümkün olmayan bazı şeyler var. Örneğin Kıbrıs halkı etnik köken veya ırk doğrultusunda ikiye ayrılamaz (aynı sebepten dolayı başka hiçbir halk da) ve devlet etnik-ırk açısından oybirliği ile alınan kararlar doğrultusunda yönetilemez. Bu, en kötü düşmanımıza bile temenni etmediğimiz bir sadomazoşizmdir.” diyerek hem çözümden ne kadar uzak olduğunu hem de yaşanan fırsatın hiç farkında olmadığını ortaya koyuyor... AKEL’in yayın organı olan Haravgi gazetesi ise 28 Nisan 08 tarihindeyayınladığıKip. K. Rumuzlu ve “Son Fırsat Mı?” başlıklı yazıda “Geçtiğimiz hafta Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyareti sırasında Talat şunu söyledi: Bu fırsat (Kıbrıs sorununun çözümü konusunda) son fırsat olabilir. Biraz daha ileriye giderek, Mehmet Ali Talat, şu anda herhangi bir kişinin müzakere masasından ayrılmasının kolay olmadığını açıkladı... Bir başka önemli neden de 18 Nisan 2010 tarihinde yapılacak olan KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sadece 23.5 ay kalmış olmasıdır. Seçim propagandasının 6 ay öncesinden başlayacağı ve bu dönem içinde de bütün görüşmelerin ve önemli kararların buzdolabına konacağı nedeni ile geriye sadece 17.5 ayın kaldığı gerçeğidir. Yani bir buçuk sene gibi bir zaman dilimi."
İnsancıl Sol Yayın Kurulu üyesi ve 14 Nisan Çalışma Grubu Dönem Sözcüsü Av. Şenal SARIHAN'ın 14 Nisan Çalışma Grubu adına yaptıları ve İnsancıl Sol'un da desteklediği basın açıklamasını aktarıyoruz: "Dünyada tüm emekçilerin, "işçi ve emekçi" günü olarak kutladıkları 1 Mayıs, ülkemizde ilk kez "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanıyor. Bu ‘resmileşmiş‘ kutlamanın, 1 Mayıs‘ı bilince çıkarma olgusunun yansıması olması gerekirken ve ülkenin her yerinde gerçek bir bayram çoşkusunun yaratılması beklenirken , İktidar, ‘kendi çizdiği sınırlar içinde ve kendi istemine uygun bir kutlama‘ inadı ile yeni bir gerilim ortamını yaratmış bulunuyor. İktidarın bu bildik tavrı karşısında "emeği en yüce değer olarak" kabul eden herkesin, birlik ve dayanışma ruhu ve sınıf bilinci ile alanları doldurarak 1 Mayıs‘ı, gerçek bir bayrama döndüreceği inancındayız. 1 Mayıs 1977‘de Taksim Meydanı‘nı bir savaş alanı haline dönüştürenlerin, yeni oyunlarını bozacak en büyük gücün, ülkemizin üstün yararları adına, her türlü ayrışmayı reddederek geniş bir cephede birleşecek emek gücü olduğuna inanıyoruz. Bu inançla, 1 Mayıs İşci bayramının herkese kutlu olmasını diliyoruz."
TMMOB Mimarlar Odası'nın yeni görev dönemine ilişkin basın açıklamasını aktarmakta (ve değerli Odamıza ve meslek mensuplarına etkin ve esenlik dolu bir görev dönemi dilemekteyiz. İnsancıl Sol) "Mimarlar Odası’nı tarihsel birikimiyle hak ettiği örgütsel konuma ulaştırmak için, farklı düşünceler taşısak bile mesleki sorumluluğumuzun birleştiriciliğine, yaşanan bütün sorunlara karşın mimarlar arası dayanışmaya güvenerek dönüşüm sürecinin örülebileceğine inanıyoruz. Bu çerçevede "Oda YapısınınGeliştirilmesi" temelinde yapılacak örgütsel hazırlıkları dönem çalışma programının esası olarak kabul ediyor; 1960’lı yıllardan berivazgeçmediğimiz “Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde; Toplum Hizmetinde Mimarlık!..” hedefini geleceğe taşımak istiyoruz!.."
İnsancıl Sol Y.K. Üyesi R.Bülend KIRMACI yazdı: "Yüzyıllardır bu toprakta içten içe bir doğum sancısını yaşanmaktadır : "ilericilik" mi, "gericilik mi" ?. ileriye mi gideceğiz, geriye mi ?.. Bu ayrıma bütünüyle karşılık gelen tek türden bir yapı yoktur ve bu sancı yalnızca sol ve sağ bağlamında değil solun kendi içinde ve merkez solda da bulunmaktadır... Tutucu- Devrimci... Eleştiriye tahammülsüz- Eleştiriye açık... Kapalı örgüt modelleri- Açık örgütlenme... Dar kadroculuk- Kitlesellik... Hangisinin kazanacağı Türkiye'nin 21. yüzyıla "taşınıp taşınmayacağını" da etkileyecektir. Umalım halkçı, insancıl sol anlayış kazansın ve Cumhuriyet solculuğuna gerçekten yaraşsın!"
AB BORAZANLARI 28.04.2008 Saat: 22:18 Gönderen: habermerkezi
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi ve Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Genel Sekreteri Suay KARAMAN yazdı: "AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, laiklik ilkesinin anayasamızda yer alışının 80. yılı olan 10 Nisan tarihinde ülkemizi ziyarete geldi. Siyasi iktidarın özel çağrısıyla ülkemize gelen Barroso'nun gezisi, AKP'ye destek gezisidir... Duvarlarında "Egemenlik Ulusundur" yazan TBMM çatısı altında bir sömürge ülkenin valisi edasıyla konuşan Barroso, 301. maddeden, AKP'nin kapatma davasına, terörle mücadeleden, laiklik konusuna kadar çarpık görüşlerini açıklamıştır. Barroso; "şiddet içermeyen görüşlerin yargılanmaması gerekir" diyerek, devam eden kapatma davaları hakkında yorumda bulunmuş ve Anayasasımızı ihlal etmiştir."
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi ve Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza ÜÇER gönderdiği notta İnsancıl Sol'un da desteklediği Cumhuriyetçi Hekimler'in Antalya'da seçimleri kazandığını müjdeliyor: "Antalya Tabip Odası seçimleri bugün (27 Nisan 2008) yapıldı. Antalya'da "Hekim Birliği" adıyla seçime giren Cumhuriyetçi hekimler tüm kurullarda blok olarak seçimleri kazandı. Bu başarılarından dolayı kendilerini kutluyoruz. Türk Tabipleri Birliği Kongresinde kritik önem taşıyan 3-4 Mayıs Ankara ve İzmir tabip odası seçimlerinde de Cumhuriyetçi hekimlerin kazanması dileğimizdir. meslektaşlarımızın gerekli katılım ve desteği sağlayacağı inancıyla...
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi R.Bülend KIRMACI yazdı: "... temel değerler üzerinden Sayın Baykal’ın parti içi iktidarının sürekliliği savunulmaktadır... Deniz Baykal ve ekibi... bir yandan Türkiye’nin önündeki gerici değişimi ilerici değişimle ikame edecek bir rüzgarı yaratmaktan yoksundurlar ve öylelikle salt savunmacı olarak muhalefet konumunda süregenleşmektedirler, diğer yandan da Türkiye için istediğini Parti için istemiyor; yani daha çok demokrasi, daha olağan bir örgütsel ve sosyal işleyişi istemez noktasında belirmektedirler... Tüm çağdaş sosyal demokrat, sol partilerde, Parti içinde bir “merkez”, bir “radikal” ve bir “gelenekçi” kanadın varlığı görülmektedir. Kitle partileri açısından bu olgu siyaset üretiminde ve toplum kesimleriyle bağ kurmada bir dezavantaj değil avantaj olarak değerlendirilmektedir. Bir başka gereklilik de sendikaların ve meslek örgütlerinin belli bir kontenjan dahilinde kendi adaylarını parti yönetimine teklif etmeleri ve onların arasından milletvekilleri de dahil en üst kamusal görevlere siyasal temsilcilerin getirilebilmesidir. Mevcut CHP yönetiminin her iki olguya da oldukça mesafeli olduğu kesindir... Halkın partisi içinde orta sınıflardan ve görece kısıtlı olanakların içinden yetişerek gelenlere kapanan siyasal temsil kapıları, çok da fazla siyasal birikimine ve inanmışlığına aldırılmaksızın kısmen varsıl çevrelerden gelenlere açılmıştır... CHP’nin muhalefetteyken bile istikrarlı şekilde oy kaybının en temel nedenlerinden birisi de mevcut sorunlar kadar olası sorunları da izleyip değerlendirmedeki yetersizliğidir. Bu, “küçük güzeldir” ya da “bu kadar büyük bir ülke ancak muhalefetteyken güzeldir” gibi bir yaklaşımdan kaynaklanıyor olabilir. Ancak ne olursa olsun yaşamak için yarışmak, yarışmak için çalışmak ve gelişmek içinse inisiyatif kullanmak gerekmektedir. CHP liderliğinin bu açıdan değişmesini beklemek iyimserliğin ihtiyatlı sınırlarını bile zorlar."
ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK ULUSAL VARLIĞIMIZIN TEMELİDİR 26.04.2008 Saat: 18:55 Gönderen: habermerkezi
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi M.Emin DEĞER yazdı: "Kurucu iradeyi temsil eden Başkan der ki. “Baylarbu ilkelere göre kurulan bir hükümetin niteliği kolayca anlaşılabilir. Böyle bir hükümet, ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükümetidir. Cumhuriyettir.” Görülüyor ki, Cumhuriyet ana rahmine 23 Nisan 1920’de düşürülmüştür. Cumhuriyeti yüceltmek için öncelik, bilgi ve gerçek tarih bilinci, sonra yine bilgi ve emeğe dayalı güven dolu irade gerekir. Böyle bir geleceğin kurulacağı, 23 Nisan ve ulusal iradenin bayraklaştırılacağı günlere, bunu yaratacak kuşaklara ve aydınlık geleceğe selam olsun!.. Çözüm kendi irademiz ve bilincimizdedir. Yeter ki ulusal birlik ve iradeden sapmayalım. Tarihe ve çocuklarımıza olan burcumuzu ancak bu yolla ödeyeceğimizin bilinciyle haydi göreve…"
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi R.Bülend KIRMACI yazdı: "Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir Kurultay yaşayacak. 2003’te yapılan Tüzük değişikliği ile Genel Başkanlığa aday olabilmek delegelerin %20’sinin Divan önünde ve tek bir aday için imza vermeleri ile olanaklı. Bu bir anlamda “açık oy” demek. O arada, Genel Kurul delegelerinin belirlendiği mahalle, ilçe ve il seçimlerinde oy tasniflerine ilişkin çok sayıda usulsüzlük yakınması olduğu da bilinmekte. Bu da bir anlamda Kurultay yapısının “gizli tasnif” ile oluşturulduğunu düşündürmekte. Özcesi Türkiye’ye demokrasiyi getiren Parti, bir zamanlar demokrasinin temelini işlevsizleştirme anlamına da gelen “açık oy-gizli tasnif”i andıran bir düzeneği kendisine reva görmekte. Bunda kuşkusuz CHP’nin sade üyelerinin, emeğinin hakkıyla delege olanların ve CHP’ye gönül verenlerin bir kusuru yok. Bu durumdan sorumlu olanlar CHP’ne Parti içi demokrasiyi çok görenlerdir."
SOL ULUSALCILIĞIMIZ EMPERYALİZME VE KAPİTALİZME DİRENİŞİMİZDİR 26.04.2008 Saat: 09:35 Gönderen: habermerkezi
Taylan ÖZBAY yazdı: "Evet, ulusçuluk kapitalizmden doğmuştur, ama ilerlediği yön, mutlaka kapitalizmle aynı olmadığı gibi, bugün kapitalizm ve ulus devlet olgusu karşı karşıya gelmiştir. Ve kapitalizm artık sınır istememektedir. Dahası, kapitalizme direnmenin yolu, ulus devleti savunmaya dönüşmüştür. Türk solu, milliyetçiliği eleştirirken, Kemalizmi hesaba katmadığı; Yeni Dünya Düzenini, iyice vahşileşen kapitalizmi ve bu kavramlarla ulusçuluğun yeni konumlanmalarını doğru okuyamadığı sürece, doğru yolu bulamayacaktır. Ne yazık ki bulamadığı da ortada… ilerici, bağımsızlıkçı, devrimci, antiemperyalist ve antikapitalist bir ulusçuluk olan Atatürk ulusçuluğunun varlığı..."
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK yazdı: "Ülkemiz son derece kritik bir konjonktürden geçmekte. Hekimler tarih boyunca yurtsever, ilerici ve anti-emperyalist oldular.. Ancak günümüzde hekim hareketinin de içinden hançerlendiğini acıyla izliyoruz.Ülkemizdeki etnik kışkırtıcılığın temelinde emperyalizmin bulunduğu, tüm tarihsel zamanlarda sabittir. AB-ABD = Emperyalizm işbirlikçisi AKP kadrolarının hemen her alanda vahşice yayılarak ülkeye tam egemen olma girişimi karşısında, biz ulusalcı hekimler ortak davranışa hazırız.. Temel ilkeler bellidir : Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan Cumhuriyetimizin 6 ana ilkesi.. En başta tambağımsızlık ve anti-emperyalist tavır.. Bu çağrı bizden..Yarın geç olmadan.."
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi Prof.Dr. Erinç YELDAN yazdı: "Türkiye’nin giderek artmakta olan dış kırılganlıkları temelden yanlış bir varsayımla göz ardı edilmekteydi: Cari işlemler açığı finanse edildiği sürece sorun yoktur. Türkiye, küresel ekonomiyle bütünleşmesini sağlayacak reformları başarılı bir şekilde yerine getirmiştir. Türkiye’ye yabancıların artan ilgisi bu başarının sonucudur ve dolayısıyla dış finansman artarak sürecektir. Türkiye’de ekonomi yönetimi 2007’nin yaz aylarında başlayan ve kısa sürede “1930 buhranından bu yana yaşanan en şiddetli finansal kriz” olarak nitelendirilecek olan ekonomik kriz karşısında da gene temel bir yanlış varsayımla hareket etmektedir: “Kriz doğrudan doğruya gelişmiş Batı ekonomilerini vuracak; oradan kaçacak olan yabancı sermaye Türkiye ve benzeri “başarılı” ekonomilere akacaktır” beklentisine dayalı olan bu varsayım bir hayal dünyasından ibarettir ve iktisadi gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Gerçek şu ki, mevcut kriz finansal ekonomiden giderek reel sektörlere doğru yaygınlaşmakta ve maliyetleirnin de, başlangıçta savlandığı üzere, sadece konut piyasası ve vasıfsız kredi hesaplarıyla kısıtlı kalmayacağı anlaşılmaktadır."
İŞKENCE UTANCINI YOK ETMELİYİZ ... 24.04.2008 Saat: 23:35 Gönderen: habermerkezi
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 1 milyonun üzerinde kişinin işkenceden mağdur olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamlarının 5 yıl boyunca yaptığı çalışmalarla uygulanan utanç verici yöntemler, 236 sayfalık "İşkence Atlası" kitabıyla belgelendi. Kitapta, işkence yöntemleri, işkence teşhisi ve muayenenin nasıl yapılması gerektiği fotoğraf ve çizimlerle anlatılıyor. Kitapta 23 yaşında erkeğin gözaltına alındığı polis merkezinde cinsel organına elektrik bağlanmasının, 32 yaşında bir erkek mahkumun cezaevinde falakaya yatırılıp daha sonra ayakta durmaya zorlanmasının yarattığı sonuçlar, çizimler ve fotoğraflarla anlatılıyor. 9 bilim adamının çalışmasıyla ortaya çıkan 'İşkence Atlası' isimli kitap, işkencenin tıbbi olarak belgelendirilmesi açısından dünyada ilk olma özelliğini taşıyor. Atlas hazırlanırken tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine başvuran 10 binden fazla işkence mağduruna ait 6 bini aşkın fotoğraf ve röntgen filmi tarandı. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Polikliniği'nin arşivine ve kişisel arşivlerden alınan olgulara da yer verildi. Haberin kaynağı Vatan Gazetesi 25.04.2008 internet
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi Yük.Müh. Esen ERGİN yazdı: "TEK’in kuruluşunun 12 yıl sonrasında, tüm sektörü tek elden yönetmeye başladığı yıllarda Friedman’cılık filizlenmiş ve özelleştirme rüzgarları esmeye başlamıştır... İlk yasal darbe, yani, TEK kamu tekelinin kırılması ve özelleştirmeye ilk adım, 1984 yılında 3096 Sayılı Yasa ile işletme hakları devri ilkesi getirilerek gerçekleştirilmiştir. Bu yasaya dayanarak kamu şirketlerindeki temizlik ve diğer benzeri işler için dışarıdan hizmet alınmaya başlanmıştır. Bununla da kalınmayıp, dağıtım işletmelerinin işletme haklarının tümüyle devri denemeleri de yapılmıştır. Söz konusu denemelere ilk ve en çarpıcı örnek, İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Şirketi işletmesinin Aktaş Elektrik adlı bir özel şirkete devredilmesidir... TEK yukarıda anlatılan benzeri, teknik ve idari her türlü olumsuzlukla beraber sürekli kan kaybetmekte ancak görevlerini yerine getirmeyi sürdürmektedir; ta ki, 1993 yılına kadar. O yılda Kurum 513 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile özelleştirme kapsamına alınmış ve 93/4789 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş”, TEAŞ ve “Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş”, TEDAŞ olarak ikiye ayrılmıştır..."
VAKIF MALI KİMSEYE VERİLEMEZ 24.04.2008 Saat: 23:19 Gönderen: habermerkezi
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi Prof.Dr. Ata ATUN yazdı: "Osmanlı döneminden kalan ve de halen geçerliliğini koruyan Vakıflar Yasasına (Ahkam-ül Evkaf) göre vakfedilen bir taşınmaz malın sahipliliği, dünyevi olan özel veya tüzel kişiden çıkmakta ve malın sahipliliği ruhani kişiliğe sahip “Allah”a devredilmektedir. Bu nedenle de herhangi bir vakıf malı satılamaz, hibe edilemez veya hediye verilemez. Ancak zaruri, yani kaçınılmaz koşullarda, konumu, değeri ve kira gelirleri itibarı ile eşdeğer olan bir taşınmaz mal ile “Takas” edilebilir. Buda demektir ki, takastan sonra Timvios’un kuzeyde bıraktığı taşınmaz malın yeni sahibi, mevcut Vakıflar Yasasına göre Larnaka’daki taşınmazın sahibi olan Vakıf olacaktır. Adada mülk sahibi olduğu bilinen ve Osmanlı döneminde kayıtları Şeriye Defterine yapılmış 131 Vakıf bulunmaktadır. Abdullah Paşa Vakfı ile Lala Mustafa Paşa Vakfı Maraş’tan İskele’ye (Larnaka) kadar olan bölgenin %90’nının sahibidir."
ULUSAL HEKİM BİRLİĞİNİ DESTEKLİYORUZ... İŞTE TAM LİSTE 24.04.2008 Saat: 23:05 Gönderen: habermerkezi
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi ve Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rız ÜÇER yazdı: "Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre sürecinde önemli bir rol oynayacak olan tabip odaları seçimleri yapılıyor önümüzdeki günlerde. İzmir Tabip Odası Kogresi: 3-4 Mayıs Cumartesi-Pazar günleri yapılacak. Cumhuriyetçi hekimler Hekim Güçbirliği listesiyle seçime giriyor Ankara Tabip Odası Kongresi: 3-4 Mayıs Cumartesi-Pazar günleri yapılacak Ankara Tıp Fakültesi Morfoloji Binasında yapılacak olan kongrede Cumhuriyetçi Hekimler Ulusal Hekim Birliği (UHB) listesiyle seçime giriyor. Cumhuriyet değerlerine duyarlı hekim dostlarınıza kongrelerimizi duyurmanız dileğiyle.. İnsancıl Sol'un da başarılar dilediği ve desteklediği Ulusal Hekim Birliği Listesi için lütfen tıklayınız
"KENTLERİMİZ BİZDE BAŞLAR VE BİTER" 24.04.2008 Saat: 22:42 Gönderen: habermerkezi
Tamer UYSAL, Bursa'yı ve bu güzel kentimiz kadar belki de bütün kentlerimizi kuşatan gelişmeleri yazdı: "Kent bizde başlar ve biter, o belleklerimizde gömülüdür... Yine Balibey bedesteni vardı. Osmanlı dönemine ait tarihi bir yapı... Tophane yokuşunda. Restore edileceği söylenmişti. Yerinde garip bir yapı var şimdi. Bilmem kaç trilyon liraya "mal" etmişler. Çay bahçesi falan olarak kullanacaklarmış. Yazık hem de çok yazık. Türkiye'nin en eski KİT'lerinin yerinde de yeller esiyordu. S.Merinos Fabrikası da yok artık. Nerde o küçük ve mutlu köylerini bağıra basan sanat şaheseri, nerede koyu eflatun heyulalarla çevrili zümrütten kadeh; Bursa Ovası..."
İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi ve Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Av. Şenal SARIHAN, 14 Nisan Çalışma Grubu adına 23 Nisan'ın yıldönümü dolayısıyla kaleme alınan bildiride diyor ki: " Türkiye’nin bugün de Batı’nın sömürgeci uygulamalarından ve dayatmalarından kurtulabilmesi, tam bağımsızlığını yeniden kazanabilmesi, ulusal dilini ve kültürünü koruyup geliştirmesi, uluslar ailesi içinde onurlu yerini alabilmesi; ulusça Kuvayı Milliye ruhuyla hareket edilmesiyle, Kurtuluş Savaşı yıllarında olduğu gibi en geniş ulusal cephenin kurulmasıyla olanaklıdır. Tarih boyunca bağımsız devletler halinde yaşamış, gerek dış kuvvetler ve gerekse içerideki yöneticilerinin düşürdüğü durumdan kurtulmasını bilmiş olan Türkiye’nin bugünkü aydın ve uyanık evlatları, 150 yıllık bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin ve cumhuriyet devriminin mirasçılarıdır."
"Genel Kurulumuz kültürel ve tarihsel birikimimizin önemli ve ayrılmaz bir parçası olan mimarlık mesleğinin değersizleştirildiği, kentsel yağmanın ve rantın öncelik olarak görüldüğü ülkemize ve bu ortamı teşvik eden merkezi ve yerel idarelere dikkat çeker. Tüm toplumun sahiplendiği, siyasi erkin, merkezi ve yerel yönetimlerin uymak zorunda olacakları bir ulusal mimarlık politikası için destek vermek ve çalışmak, bugün yarattıklarımızın geleceğin kültürel mirası olacağını unutmadan çağdaş mimarlığımızı geliştirmek bir insanlık ve mimarlık görevimizdir."