insancilsol.com'a ho?geldiniz | INSANCIL SOL Haber-Yorum INSANCILSOLchp
Ara   yer  
 Yeni Kullanıcı KaydıAna Sayfa | Haber Öner | Kayıt/Giriş | Konular | Arama Motoru  

İNSANCIL SOL Y.İ.
         
  Yayın İlkelerimiz

İNSANCIL SOL BLD.
           
        Bildirge 1

Yakın Tarihli Haberler
06.05.16
· DENİZ'LER...
· TTB YÖNETİCİLERİ NEDEN HDP/PKK DİLİYLE KONUŞUYOR?
· BUGÜNDEN GELECEĞE SİYASET VE DIŞ POLİTİKA
26.11.15
· CHP VE TARİHSEL GÖREVİ
04.03.13
· "SANA GÜVENMİYORUZ"
02.03.13
· “GREV” VE “SARI SENDİKA” SÖZCÜKLERİNİN KÖKENİ
· İŞSİZLİK OLGUSU
· TÜRKİYE'NİN ENERJİ GELECEĞİ-2
· BAŞBAKAN, SON KIRK YILIN EN ŞANSLI POLİTİKACISI...
· TÜRKİYE KRİZİ DERİNDE YAŞIYOR
· FATİH ALTAYLI'NIN İBRETLİK TUTUMU...
· HUKUK MU?
· ÇANAKKALE’DEN, SURİYE’YE HEP AYNI KİRLİ VE KANLI ELLER
14.01.13
· PROF.DR. FATİH HİLMİOĞLU İÇİN ÇAĞRI ...
· ECEVİT'E CENNETTE CEHENNEM AZABI ÇEKTİRİYORLAR
· TÜRKİYE'YE DAVA
· FATURA ...
· KÖTÜMSERLİĞİMİ BAĞIŞLAYIN
· TERÖR ÖRGÜTÜ
· ZİNCİRLEME KAZA!

TSİ



Dünya Gazeteleri
60 ülke 300 gazete
ingilizce v orijinal
abonelik seçenekleri

haber/analiz
M.Emin Değer:
"Tayyip Erdoğan
ve Düşün-deki
Cumhuriyet (Sistem)
"
Uluç Gürkan:
"Seçim İttifakı"
Ahmet Saltık:
"Emperyalizmin 2008
Planları
"
Atılgan Ulutaş:
"Üç çeşit Osmanlıcılık"

Dosya/Rapor
Yoksullaştırma ve Sağlık
Küreselleştirme ve Çevre Sağlığı
AB v Türk Sağlık Politikaları Raporu
Toprak ve Siyaset Reformu Yapılmalıdır
Lozan ve Türkiye'nin Geleceği

IFJ

ana sayfa

SORULAR YANITLARDIR
M. TINAZ TİTİZ

Sorular Yanıtlardır!
”Bütünlerin” sorunları
Doğru soruları sorabilmek

WORLD SOCIAL FORUM

World Social

TRANSPARENCY INT

Transparency Inter

  
İNSANCIL SOL RÖPORTAJ DİZİSİ... OSMAN S. AROLAT İLE "TÜRKİYE ÜZERİNE"
Tarih: 18.04.2008 Saat: 00:23
Konu: Güncel haberler
Güncel haberler
Osman S. AROLAT, ülkemizin yetiştiridiği en değerli gazetecilerden, ekonomi gazeteciliğinin amiral gemisi olan Dünya Gazetesinin kaptan köşkünde başarıyla dümen tutuyor, ülkemizde 'kopan fırtınalar' kadar Dünya'da esen rüzgarları en iyi analiz edenlerden bir isim. İnsancıl Sol Yayın Kurulu Üyesi ve editörü R.Bülend KIRMACI'nın hazırladığı röportaj dizisine en çabuk ve de kapsamlı yanıtlar verdi. Sayın Arolat diyor ki; "Türkiye'de siyaset, ağırlıklı olarak değerler üzerine ve popülizm temelli olarak yapılıyor.. ne sağda liberal ve küreselleşmeci politikaları ele alan bir merkez sağ politika, ne de sosyal haklar ve gelir dağılımını gündeminde tutan işsizliği temel sorun olarak alan üretim konularını geliştirmeye çalışan bir merkez sol politika diğer partilerce ortaya konmadığı için AKP önde durabildi... % 10 genel ülke barajı renkli bir parlementoda farklı fikirlerin gündemde olmasını engelliyor. Bunun yanısıra sosyal demokrat olduğu iddiasında bulunan CHP'de genel başkan adaylığı için % 20 delege oyu talep edilmesi Türkiyede parti içi demokrasinin nasıl yokedildiğinin önemli örneği olarak karşımıza çıkıyor. Halkımızın en önemli sorunları işsizlik, üretim eksikliği, geçim ve eğitim sorunlarıdır. Siyasetin bu sorunları belli bir bütünlük içerisinde ele alarak çözüm araması gerekir... Türkiye AB tam üyeliğini sağlamamış olması nedeniyle bir Avrupalı gibi Amerika'dan imkanlar elde edememektedir. Bunun yanısıra Amerika'nın özel anlaşmalar yaptığı Mısır, İsrail, Lübnan gibi ülkelerin  elde ettiği hakları da AB ile gümrük Birliği yaptığı iddaası ile elde edememektedir..."


Soru 1:  Türkiye parti siyasetinin dağılımında ekonomik politika seçenekleri açısından Meclis içindeki ve dışındaki partileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bağlamda, genel olarak "sosyal haklar ve gelir dağılımı" sorunlarına odaklanarak kendini anlatması beklenen merkez sol ve "liberal ve küreslleşmeye" daha yakın duran merkez sağın, bu poltikaları yeterince savundukları ve halka mal edebildiklerini düşünüyor musunuz? Varsa, eksiklikleri nerelerdedir? AKP'nin savunduğu ekonomik politikalar nasıl tanımlanabilir, hallka ulaşmak bakımından ne gibi özellikleri olduğu söylenebilir?


Arolat -Türkiye'de siyaset, ağırlıklı olarak değerler üzerine ve popülizm temelli
olarak yapılıyor. Meclis içerisindeki 2 parti AKP ve MHP değerler siyaseti
yapıyorlar. AKP buna ek olarak kendi oy havuzlarında popülizmi esas alan ve
yoksulluk tabanında birleşen bir bölüşümü gündemde tutuyor. MHP ise
milliyetçiliği esas alan bir siyasetle kendine toplumda yer edinmeye
çalışıyor. DTP de bunu kürt milliyetçiliği ile, yine değerler üzerine
yürütüyor. CHP'nin bunların karşısına sosyal demokrat bir parti olarak
üretim ve kalkınmayı esas alan bir modelle çıkması gerekirken, o da zaman
zaman milliyetçiliği önde tutan zaman zaman da AK Parti uygulamalarını ve
reddiyesini esas alan bir politika izliyor. Böylece, meclisteki partilerden
hiçbiri temelde ülke sorunlarını esas alan, işsizliğe çare arayan üretim ve
kalkınmayı önde tutan ideolojisi sağlam bir politika izlemiyorlar. Meclis
dışındaki partiler ise seslerini duyurmakta bile yeterli imkana sahip
olmadan hayatiyetlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Sorunuzda yer aldığı gibi
merkez sol sosyal haklar ve gelir dağılımı üretim ve kalkınmayı gündeminde
tutan bir politika yürütmüyor. Merkez sağ da liberalleşme ve küreselleşmeye
dönük olmaktan çok kitleleri geçici politikalarla ve desteklerle uyutarak
oyunu almaya çalışıyor. AK Parti'nin savunduğu ekonomik politikalar 57.
Hükümetin başlattığı IMF bağlantılı politikayı sürdürmek olarak karşımıza
çıktı. Bir dönem repormları zorunlu kılan bu politika belli başarıları
beraberinde getirdi ama kendinin olmayan ve sonradan üstüne giydiği bu
politik yapıyı kendi terziliğinde yenilemek başarısını elde edemediği için
AK Parti ekonomi-politikasız bir döneme girdi. Ancak buna karşın, halkın
belli zaaflarını ele alan kömür ve gıda dağıtımı gibi, halkı yoksullukta
ortak hale getiren politikaları oya dönüşme açısından avantaj sağladı ve
halkla birebir, yüzyüze temasları kendilerinin bile beklemediği bir seçmen
desteğine sebep oldu. Bunun karşısında ne sağda liberal ve küreselleşmeci
politikaları ele alan bir merkez sağ politika, ne de sosyal haklar ve gelir
dağılımını gündeminde tutan işsizliği temel sorun olarak alan üretim
konularını geliştirmeye çalışan bir merkez sol politika diğer partilerce
ortaya konmadığı için AKP önde durabildi.



Soru 2. Ülkemizdeki Siyasi Partiler Yasası ve seçim sistemi hakkındaki düşünce ve önerileriniz nelerdir?


Arolat-Siyasi partiler ve seçim sistemi hem parti içi demokrasinin işlerliğini
ortadan kaldırıyor hem de demokratik bir seçimin gündeme gelebilmesini
sağlıyor. % 10 genel ülke barajı renkli bir parlementoda farklı fikirlerin
gündemde olmasını engelliyor. Bunun yanısıra sosyal demokrat olduğu
iddiasında bulunan CHP'de genel başkan adaylığı için % 20 delege oyu talep
edilmesi Türkiyede parti içi demokrasinin nasıl yokedildiğinin önemli örneği
olarak karşımıza çıkıyor.


Soru 3. Avrupa Birliği de dahil dış ilişkilerimiz konusunda, dünya konjoktürünü de gözönüne alarak, izlenmekte olan dış siyasetin artıları ve/veya eksileri sizce nelerdir? Türkiye Balkanlar, Orta Asya, Orta Doğu gibi bölgelerde nasıl bir dış politika izlemelidir? Türkiye'nin konvansiyonel ittifaklar içindeki durumunu nasıl değerlendirmektesiniz?



Arolat- Türkiye dış ilişkilerinde genellikle güncel değerlendirmeler ve yumurta
kapıda siyaseti izliyor. Bu Avrupa içinde böyle, Balkanlar, Amerika,
ortadoğu ve Uzak Doğu Asya,ilişkileri için de böyle. Oysa yapılması gereken,
her alanda bize güç katacak imkanlarımızı genişletecek, ekonomik
ilişkilerimizi sağlıklı kılacak, süreklilik taşıyan politikalar
izlenmesidir. Örneğin:AB ile ilişkilerde tam üyelik yolunda yürünürken
mutlaka Gümrük Birliğinden dolayı hakkımız olan konularda dirençli bir
siyaset yürütmeliyiz. Malların serbest dolaşımını engelleyen kotalar ve TIR
şoförlerine vize meselesi mutlaka halledilebilmeli. Ellerinde büyük refah
fonları biriken ortadoğu ve körfez ülkeleri ile ilişkilerde onların
Türkiye'ye yatırımına yol açacak işbirlikleri geliştirilmelidir. Amerika ile
ilgili alanda ne kuş ne deve durumundan kurtulacak bir siyaset ve işbirliği
gündeme alınabilmelidir. Türkiye AB tam üyeliğini sağlamamış olması
nedeniyle bir Avrupalı gibi Amerika'dan imkanlar elde edememektedir. Bunun
yanısıra Amerika'nın özel anlaşmalar yaptığı Mısır, İsrail, Lübnan gibi
ülkelerin  elde ettiği hakları da AB ile gümrük Birliği yaptığı iddaası ile
elde edememektedir. Buna karşın sürekli olarak stratejik işbirliğinden söz
edilebilmektedir. Türkiye çevre ülkeleri ile daha önceki dönemde çatışma
siyaseti yürütürken Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra uzlaşmacı bir
tutum içine girmiştir. Ancak buna karşın bunu yeterli siyasal ve ekonomik
işbirliklerine çevirememiştir. Çevre ülkeler ile ticaret 90 lı yıllarda % 4
iken bugün ancak % 20'ler seviyesine ulaşmıştır. Avrupada sınırdaş ülkelerle
tiucaretin % 60'lar seviyesinde olduğunu düşünürsek bu alanda gidecek çok
uzun yolumuzun olduğu ortaya çıkar.



Soru 4. Genç nüfusumuz başta olmak üzere ülkemizin temel sorunlarına somut çözüm önerileri ve projeleri geliştiştirilmesinde hangi konulara öncelik verilmelidir? Türkiye'nin, halkımızın, sizce en önemli sorunları nelerdir? Siyasetin bu sorunları hangi öncelik sırlamasında ve hangi kaynaklarla çözmesi uygundur?



Arolat- Halkımızın en önemli sorunları işsizlik, üretim eksikliği, geçim ve
eğitim sorunlarıdır. Siyasetin bu sorunları belli bir bütünlük içerisinde
ele alarak çözüm araması gerekir. Türkiye'nin hiç  bir alanda doğru bilgi ve
envanter sahibi olmaması da çözüm açısından önemli bir sorundur. Herkes
rakamları istediği gibi ele almaktadır. İhracaat rakamlarının önemini
belirten bir siyasetçi ya da sektör temsilcisi ihraç ürünlerinde katma değer
üzerinde ve verimlilik üzerinde durmadığı gibi ithalat konusundaki hızlı
artışı da söz konusu etmemektedir. Türkiye her yıl nüfustan gelen 700.000
emek arz eden insanına iş yaratmak durumundadır. 2008 yılı Ocak ayındaki
teşvik belgelerine göre Türkiye'de 1 kişiye iş yaratmak için 250.000 $'a
ihtiyaç vardır. bu dönem enerji teşviklerinin fazla olması nedeniyle bu
rakamın yüksek olduğu düşünülebilir. 2007 yılında ise 1 kişiye iş yaratmak
için ortalama 128.000 $'a ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. Bu da yaklaşık
yıllık 80 milyar $'lık bir yatırım ihtiyacını gündeme getirmektedir. Bunun
yanında Türkiye TÜİK verilerine göre 2 milyon 400 bin işşize sahiptir. 2
milyon 85 bin kişi ise iş bulma umudunu kaybedip iş aramaktan vazgeçmiştir.
800 bin kişi ise son üç ayda 3 gün 5 gün gibi geçici işlerde çalıştığı için
iş sahibi kabul edilmektedir. Bütün bunları üstüste koyduğumuzda 5 milyonun
üstünde insana iş yaratarak işsizlik sorununu çözebileceğimiz ortaya çıkar.
Bu da aşağı yukarı 700 milyar dolarlık bir yatırım getirir. Türkiye bu tür
çok önemli sorunlarla uğraşması gerekirken uzun bir süreden beri sanal
diyebileceğimiz bir siyasal gündeme türban ve Anayasa gibi konuları
tartışmaktadır. Ne yazık ki sosyal demokratlarda bu kısır tartışmanın tarafı
olmaktan öte üretim ve kalkınma esaslı bir modelle halkın karşısına refah
arttırıcı ve bölüşüm geliştirici bir şekilde çıkamamaktadır.

Nisan, 2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel haberler
· Haber gönderen habermerkezi


En çok okunan haber: Güncel haberler:
IŞIKLI: CUMHURİYET'imiz KÜRESEL DEĞİL ULUSAL EGEMENLİK ÜZERİNDE YÜKSELMİŞTİR


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Güncel haberler


sitedeki her türlü makale, yazı, haber, yorumdan ve alıntılardan ve verilen linklerden yazanı sorumludur. makale, yorum, haber katkılarında düzenleme, kısaltma ve yayımlama anlamında tasarruf hakkı insancilsol.com’a aittir. Makaleler bölümününde yazarlarımızın yazılarının altındaki yorum ve linklerden sorumlu değiliz. içeriğin kaynak gösterilerek alıntılanması uygundur. copyrighted © 2005,XII.

tasarım ve hosting: GALAXY DESIGN

ana sayfa

Sayfa Üretimi: 0.08 Saniye