insancilsol.com'a ho?geldiniz | INSANCIL SOL Haber-Yorum INSANCILSOLchp
Ara   yer  
 Yeni Kullanıcı KaydıAna Sayfa | Haber Öner | Kayıt/Giriş | Konular | Arama Motoru  

İNSANCIL SOL Y.İ.
         
  Yayın İlkelerimiz

İNSANCIL SOL BLD.
           
        Bildirge 1

Yakın Tarihli Haberler
13.07.16
· VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI: KKTC'NİN İLK SAĞLIK BAKANLARINDAN DR.ALİ ATUN VEFAT ETTİ
11.07.16
· SOSYALİST ENTERNASYONAL'İN TERÖR ÖRGÜTLERİNİ ARKALAYAN KARARINI KINIYORUZ
07.07.16
· GÜN YİTİRMEDEN ATATÜRK'ÜN DIŞ SİYASETİNE SARILMALIYIZ
· PARDON SAYIN AZİZ NESİN !
· BUNLARLA NEYE ORTAK OLACAĞIZ? RUM MAHKEMELERİ NE KADAR GÜVENİLİRDİR?
· TIP KURUMU'NDAN CANAN KARATAY'A "CEZA"YA TEPKİ...
· TERÖR EYLEMLERİ
06.05.16
· AVRUPA'DA YAŞAYAN GENÇLİK ÖNCÜLERİ ADANA'DA TOPLANIYOR
· MERAK EDİYORUM!
· TÜRKİYE İKİ BÜYÜK STRATEJİK TEHDİTLE YÜZ YÜZE
· BİLİM VE İNANÇ İKİ AYRI KAVRAMDIR
· DENİZ'LER...
· TTB YÖNETİCİLERİ NEDEN HDP/PKK DİLİYLE KONUŞUYOR?
· BUGÜNDEN GELECEĞE SİYASET VE DIŞ POLİTİKA
26.11.15
· CHP VE TARİHSEL GÖREVİ
04.03.13
· "SANA GÜVENMİYORUZ"
02.03.13
· “GREV” VE “SARI SENDİKA” SÖZCÜKLERİNİN KÖKENİ
· İŞSİZLİK OLGUSU
· TÜRKİYE'NİN ENERJİ GELECEĞİ-2
· BAŞBAKAN, SON KIRK YILIN EN ŞANSLI POLİTİKACISI...

TSİ



Dünya Gazeteleri
60 ülke 300 gazete
ingilizce v orijinal
abonelik seçenekleri

haber/analiz
M.Emin Değer:
"Tayyip Erdoğan
ve Düşün-deki
Cumhuriyet (Sistem)
"
Uluç Gürkan:
"Seçim İttifakı"
Ahmet Saltık:
"Emperyalizmin 2008
Planları
"
Atılgan Ulutaş:
"Üç çeşit Osmanlıcılık"

Dosya/Rapor
Yoksullaştırma ve Sağlık
Küreselleştirme ve Çevre Sağlığı
AB v Türk Sağlık Politikaları Raporu
Toprak ve Siyaset Reformu Yapılmalıdır
Lozan ve Türkiye'nin Geleceği

IFJ

ana sayfa

SORULAR YANITLARDIR
M. TINAZ TİTİZ

Sorular Yanıtlardır!
”Bütünlerin” sorunları
Doğru soruları sorabilmek

WORLD SOCIAL FORUM

World Social

TRANSPARENCY INT

Transparency Inter

  
"MEHDİYE YEMİNİMİZ VAR"
Tarih: 19.07.2016 Saat: 20:09
Konu: Güncel haberler
Güncel haberlerDeğerli Düşünür, Gazeteci-Yazar Nihat GENÇ'in kaleminden: "Akıncı hava üssü Ankara semalarına sabahın saat dördüne kadar üçer-beşer dakika aralıklarla savaş uçaklarını gönderdi, sabahın dördünden beşbuçuğuna kadar ise savaş uçaklarının gelişi onar onbeşer dakikaya kadar seyreldi. Ve sabahın beş buçuğunda büyük müjdeli haber geldi. Uçaklar görülmez oldu.Tarihçilere belgeselcilere ve acar gazetecilere bu iç savaşın başlayıp bittiği yer olan Akıncı Hava Üssü’ne yoğunlaşmalarını salık veriyorum. Bir büyük iddiaya göre sabahın beş buçuğunda Eskişehir hava üssünden kalkan uçaklar Akıncı Hava üssünün pistini vurarak kullanılamaz hale getirildiğini söylüyor. İkinci gelişme aynı saatlerde Akıncı Hava üssünü özel kuvvetler basıp duruma el koymuş. Ancak ekrana çıkıp olanları anlatan Akıncılar Mahallesi’nden bir genç, Akıncılar mahallesi halkının Ankara’yı bombalamaya kalkan uçakları durdurmak için pistte nasıl hücuma geçtiğini anlattı ve üssün kapısında taranmışlar, içlerinde bir kadın halktan beş kişi ölmüş, ancak halk yılmayıp durmayıp saldırısını tekrarlayıp üsse girmeyi başarmış.Yedi buçuk saat tepemizden bombalanırken Allahım bu savaş uçaklarını durduracak bir güç yok mu diye dua ettiğimiz dakikalarda Akıncı Hava Üssü’nde olup bitenlerin ayrıntıları kahramancadır.."

Bir.. Sokaklarda cemaat kurşunlarıyla ölen yüzlerce şehidin önünde saygıyla eğiliyorum, başta Erol Olçak ve 17 yaşındaki oğlunun Boğaz Köprüsü’ndeki çatışmalarda öldüğünü öğrendim, içim yandı, yirmi yıl öncesinden çok iyi tanışırdık, bir on yıl var ki hiç görüşemedik, bir ortak arkadaşımızın cenazesinde karşılaştık ayak üstü birkaç laf ettik, çok entelektüel ve mizahi yüksek sohbeti zevkli bir çocuktu, Tayyip Erdoğan’a çok yakın çalışıyordu, bu reklam işlerini çok iyi biliyordu, küslüğümüz uzak duruşumuz ise malum siyasi düşüncelerimiz, ne diyeyim Erol’un ölümü, canımı yaktı.

Sabaha doğru ikinci korkunç haberi aldım, cemaat operasyonlarından nasibini almış sürülmüş iftiraya uğramış canım arkadaşım Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz’ın vurulduğu haberi geldi.. Fatih tanıdığım en zeki polistir, okumadığı kitap seyretmediği film yoktur, felsefi siyasi psikolojik analizlerini saatlerce doyumu olmayan bir sohbetle dinlersiniz.. Helikopter emniyet müdürlüğünü havadan tararken emniyetin önüne çıkıyor ve henüz ayrıntısını öğrenmedim ama tahminim yerinde duramamış o da helikoptere sıkmıştır, orada mermi karnından girdi sırtından çıktı, şu an yoğun bakımda, son haber durumu iyiymiş, saatlerce öldüğünü sandım, yana yakıla ağladım, Fatih’e geçmiş olsun diyorum.

ŞAYET DARBE BAŞARILI OLSAYDI   

İki.. Darbe lafı öne çıkıyor ama yaşanan gerçek bir ‘iç savaş’.. Sevgili okuyucu, bugün ve bundan sonra medyadaki yazıları şöyle okuyun, şayet darbe başarılı olsaydı bugün içeri kimler alınacaktı kimlere dokunmayacaklardı. Alınacakların en başında kuşkunuz olmasın gazeteci bir tane arkadaşım Müyesser Yıldız ve peşinden İmamların Öcü kitabını yazan Yavuz Selimgelecekti ve başta Barış Terkoğlu ODA TV’nin tüm kadrosu şu anda içerde olacaktık, ve tabii ki Ulusal Kanal, Aydınlık ve iftiraya uğramış Mustafa Dönmez gibi subayların alayı yeniden alınacaktı.

Yani darbe olsaydı an itibariyle ODA TV olmayacaktı. Mesela Cumhuriyet Gazetesi’nden kimler alınacak kimler alınmayacaktı mesela CHP’den hangi vekiller alınacak hangilerine dokunulmayacaktı. Bu soruları sormadan bu iç savaş sonrası yazılanların ruhunu anlayamazsınız.

Üç..  Sözcü’den Bekir Coşkun, tahminim iç savaş sırasında Ankara’da değildi, bir dakika ara vermeden yedi buçuk saat bombalamayı yaşamış olsaydı, tarihe geçecek bugünkü ruhsuz şüphelerini kaleme alamayacaktı..

 

Dört.. Akıncı Hava Üssü savaşın başladığı ve bittiği yerdir.

Akıncı hava üssü Ankara semalarına sabahın saat dördüne kadar üçer-beşer dakika aralıklarla savaş uçaklarını gönderdi, sabahın dördünden beşbuçuğuna kadar ise savaş uçaklarının gelişi onar onbeşer dakikaya kadar seyreldi. Ve sabahın beş buçuğunda büyük müjdeli haber geldi. Uçaklar görülmez oldu.

Tarihçilere belgeselcilere ve acar gazetecilere bu iç savaşın başlayıp bittiği yer olan Akıncı Hava Üssü’ne yoğunlaşmalarını salık veriyorum. Bir büyük iddiaya göre sabahın beş buçuğunda Eskişehir hava üssünden kalkan uçaklar Akıncı Hava üssünün pistini vurarak kullanılamaz hale getirildiğini söylüyor.

İkinci gelişme aynı saatlerde Akıncı Hava üssünü özel kuvvetler basıp duruma el koymuş. Ancak ekrana çıkıp olanları anlatan Akıncılar Mahallesi’nden bir genç, Akıncılar mahallesi halkının Ankara’yı bombalamaya kalkan uçakları durdurmak için pistte nasıl hücuma geçtiğini anlattı ve üssün kapısında taranmışlar, içlerinde bir kadın halktan beş kişi ölmüş, ancak halk yılmayıp durmayıp saldırısını tekrarlayıp üsse girmeyi başarmış.

Yedi buçuk saat tepemizden bombalanırken Allahım bu savaş uçaklarını durduracak bir güç yok mu diye dua ettiğimiz dakikalarda Akıncı Hava Üssü’nde olup bitenlerin ayrıntıları kahramancadır.. Arkasına Amerika’yı almış güya koca generallerin kendilerini Allah sandığı ve sonra ‘fareler’ gibi kaçışmaya başladığı ana karargah ve don gömlek tutuklanmaları, bu iç savaşın en önemli sahnesidir.

BU BİR AMERİKA VE FETÖ DARBESİ

Beş.. Darbeci hainler hiçbir ayrıntıyı hesap edememiş acemilikleriyle hem gülünç duruma düştüler hem de bu olanlar ‘bir tiyatroydu’ denmesine çanak tuttular.. Mesela Darbe Planı ilk başta Tayyip Erdoğan’ı susturmayı başarabilseydi darbenin başarıya ulaşma şansı yüzde doksanın üstünde olabilecekti.

Sosyal medya hesaplarında olup bitenler darbe kadar önemliydi, çünkü iç savaş sadece savaş uçaklarıyla cereyan etmiyordu, cemaatin onbinlerce sosyal medya hesabı daha ilk dakikalardan itibaren ‘bu tiyatro, bu mizansen’ algısına giriştiler ve maalesef bu algıyı oturtmayı başardılar.. Darbe başarısız olunca da ‘gördünüz mü, bu olup bitenler Tayyip’in bir oyunu’ demeye başladılar.

Her büyük siyasi olayda sosyal medyada birileri devreye giriyor ve ne yazık ki istedikleri algıyı oluşturmayı başarıyorlar, bu ayrı bir hikaye ama, Genelkurmay ve meclis üstünde savaş uçaklarının dönmeye başladığı 22 00 sıralarında Doğu Perinçek Ulusal Kanala çıkıp, bu bir Amerikan ve Fetö darbesidir, deyip, sokakta darbeye göğüs gereceklerini söyledi.

Bu bir Amerika ve Fetö darbesidir, sonrasında gelişen olaylar, sonuçla alakalıdır, Tayyip güçlendi mi güçlendi, Tayyip artık işine gelmeyeni cemaatçi bahanesiyle tutuklar mı tutuklar.

Türkiye’de siyasi dengeler artık başkanlığın önünü açar mı açar.. Sokaklar sertleşir mi alikıran baş kesenler terör estirir mi, bunların hepsi, başarısız darbenin sonuçlarıdır. Bu darbe kime yaradı diye konuşmak ayrı şey, bu darbeyi kimin yaptığını söylemek, başka şey.

SUÇUN BÜYÜĞÜ BUNLARA GÖZ YUMAN TAYYİP ERDOĞAN’INDIR

Altı.. CHP’nin, saat henüz 22 00’yi az buçuk geçerken ani bir refleksle darbenin karşısına geçmesi meclise sığınması mecliste iktidar ve diğer partilerle yan yana gelmesi, darbenin başarısızlığa uğramasında çok ama çok etkili olmuştur, bu ani kararı verip darbenin karşısına geçen CHP’nin kahramanca milli refleksini takdir etmeliyiz.

Yedi.. Başarısız darbe girişiminin ardından Tayyip’in kahramanlaşmasının ülkenin başına bela getireceğini düşünenler haklıdır, ancak bu endişeler ilk söylenecek endişeler değildir, madem bu kadar endişeniz vardı bunca zaman cemaatçi bu vatan hainlerine karşı neden bu kadar insancıl hoşgörü içindeydiniz diye sorarlar insana.

Cemaatçi vatan haini canavarları on yıllarca şirin gösteren ya da demokratik dostluk gösterilerinde bulunanlar, şimdi bu endişeleri dile getirmeleri sahtekarlık ve ikiyüzlülüktür.

Ancak böyle bir endişe, endişeyi dile getirenlerden bağımsız olarak vardır, doğrudur.

Ve ama, darbe girişimini halk çağrısıyla durdurmayı başaran Tayyip Erdoğan ve AKP’nin, bu başarıyla daha da olgunlaşacağı, ve kendine güven gelip küstah ve öfkeli dilini terk edeceği düşüncesini de bir şans tanımalı, aklımızın bir köşesinde ülkemizin sağlığı hatırına bu iyi niyetli öngörüler de olmalı.

Endişeli insanların her şeyin daha da kötüye gideceği ve hiçbir iyi gelişme olmayacak panik düşüncelerine ben de katılıyorum, ancak, bu paniği panik halinde tutup aklımızı zora sokarak değil, daha akıllı şeyler düşünmemize de fırsat tanımalıyız.

Mesela cemaatin deşifre olması asker emniyet ve hukuk ve siyasi ve sosyal hayatımız için mucizevi büyük bir kazançtır.. Cemaatin ordu ve emniyet ve hukuk kurumlarında kırk yıllık istihbarati çalışması vardır, suçun büyüğü Kenan Evrenindir Özalındır Demirelindir ve iktidarında bunlara göz yuman Tayyip Erdoğan’ındır.

Sekiz.. Türk subaylarının balyoz iftiralarıyla sığırlar gibi içeri tıkılmaları ve bugün Türk askerinin don gömlek eller kelepçeli rezil hale gelmesi bir millet için utanç dolu hadiselerdir.. Bugün cemaatin vatan hainlerini suçlarken, yıllarca Balyoz iftiralarına destek verip Türk ordusunun içini boşaltıp cemaat kadrolaşmasının önünü açan o sözde liberalleri de, bu vatan hainleriyle aynı hizaya koymalıyız.

Cemaatle yıllarca dayanışma içinde propaganda yapan liberal medya yazarları sonunda Mehmetçiğin başının vahşice kesilmesini hazırlayan siyasi süreci hazırlamıştır.

Rica edeceğim rezil yazarlar, lütfen yorumlarınızı elinde bıçak Mehmetçiğin başını vahşice kesenlerle cemaate yıllarca destek verenlerin aynı vahşiler olduğunu, unutmadan, kimseye de unutturmadan yapınız....

BİZİ EKRANLARDAN KOVUP, CEMAAT DOSTU YAZARLARI GETİRENLER, HAYROLA?

Soylu subaylar cemaatçi vatan haini savcılar tarafından içeri tıkılırken herkes ama herkes hukuk’a dikkati öne çıkartmayı başarabilseydi, bu vahşilik sokakta bu denli kuduracak hale gelemezdi.

Bir daha söylüyorum, hukuksuzluğa pervasızlığa mahkemelerde medya köşelerinde yol veren önünü açan bağırsaklar temizleniyor deyip şunları da tutuklayın diye gestopa subayı gibi davrananlar bugün yaşadığımız bu rezil utanç sahnelerini hazırlayanların ta kendisidir.

Dokuz… Şimdi, cemaatin vatan haini işbirlikçi canavar suratı ortaya dökülmüştür. O halde bedelini ödediğimiz siyasi duruşumuzun en can alıcı sorusunu soralım.

Bu vatan haini canavara, yıllar yılı içten içe pazarlıklarla destek yeren Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı kısımları, Cumhuriyet’in bazı yazarları, Halk TV yönetiminin bazıları’nın da, halkının başına yedi buçuk saat bomba yağdıranlarla çok uzun çok derin süren sevgili dostluklarının hesabını sormamız lazım..

Hayrola, daha düne kadar onlar sevgili dostlarınız, bizler de meczup deli ırkçı faşist canavardık.. Bütün subayların içeri atıldığı o günlerde, medya bütünüyle susarken, tek şans olan Halk TV ekranlarında cemaatin hain savcılarına karşı konuşurken…

Bize gelip, artık bu Balyoz’dan konuşmasanız, artık her şey açığa çıktı, Türkiye temizlendi, yeni bir dünya başlıyor, artık sussanız, diyenler, susmadığımız için beni ve arkadaşlarımı kovanlar, iftira uyduranlar, bizi ekranlardan kovup, cemaat dostu yazarları getirenler, hayrola?

Daha dur, daha dur, sizinle hesabım biter mi?

Bu vatan haini canavarlarla işbirliğine girdiniz ve bizi kovdunuz ve bizi suçladınız ve bize dünyayı dar ettiniz..

İşte buyurun dayanışma içinde olduğunuz sevgili dostlarınız Ankara halkını ve meclisini havadan yedibuçuk saat aralıksız bombaladı.

Ve şimdi kalkmışsınız, hala utanmasızca bunlar Tayyip’i güçlendiriyor, diyorsunuz.

Siz de bu aptallıklar, siz de bu hainlikler, siz de bu gaflet, siz de bu cahillik, siz de bu öngörüsüzlük, siz de gerçekler acımasızca belgeleriyle ortada olduğu halde görmezden gelmeler, olduğu sürece, Tayyip Erdoğanlar daha da güçlenecektir.. Biri gidecek biri gelecektir, ve elli yıldır olan da budur.

MEHDİYE YEMİNİMİZ VAR DİYENLER

Ve bu hainlere karşı en kararlı en amansız mücadeleyi veren ODA TV’nin bir parçası olmaktan onur duyuyorum.

Sonuçların bu kadar vahşi olmasını şüphesiz kimse istemezdi ama ikaz ettik, söyledik, belgelerini koyduk, bedelini ödedik ve ama gazetecilerin en büyüğü Müyesser Yıldız’ın mahkeme kapılarında amansız mücadelesini satır satır yıllarca sadece bu sütunlarda okudunuz.

Evet kanlı bir iç savaşı ucuz atlattık ama alnımız dik, bu savaş uçakları Ankara’nın başından 15 temmuz gecesi geçti ama bizim beyinlerimizin içinden on yılın her günü yazı yazı mahkeme mahkeme geçiyordu.

On.. Akıncı Hava Üssü’nden bildiriyorum, darbeci komutanlar, dakika başı bomba dolu savaş uçaklarını Ankara’yı gönderirken kudurmuş iştahlarıyla bağırıyorlar: Mehdiye yeminimiz var mehdiye yeminimiz var.

Türk ordusunun en yüksek üslerini komuta kademelerini ele geçirmiş subaylar, meclisi Ankara’yı bombalamanın sevinciyle bağırıyorlar: Mehdiye yeminimiz var.

Mehdi: Fethullah Gülen..

Yemini olan: Türk Ordusunun en yüksek subayları..

Söyler misiniz nerdeyiz biz, hangi gerçeklik içindeyiz, Türkiye nerde, akıl nerde kainat nerde Mehdi nerde, Cumhuriyet’in Ordusu nerde?

Alın yakın tarihi geriye, Mehdiye Yeminimiz var deyip bomba yağdıranların, medyada siyasette önünü kim açtı?

Sofralarında kim yemek yedi, Pensilvanya’ya hangi gazeteciler hangi patronlar gitti? Hangi ekranlar önlerine açıldı?

Bu acımasız katil manyakları on yıllar boyunca şirin hoşgörü diyalog hizmet içinde görüntülerle kim takdim etti?

Alın yakın tarihi geriye, bir bir bakın

Mehdiye yeminimiz var diyenlerin sofralarında Türk solunun filozof(?) yazarlarını da göreceksiniz, Cumhuriyet gazetesinin Halk TV’nin Halk Partinin vekillerini de göreceksiniz..

Bizi sormayın, sevgili dostları cemaate saldırıyoruz diye, bizlere, kendi kalemleriyle meczup deli ırkçı faşist manyak dediler..

Onbir.. Gelelim sokaklara çıkan halka..

Şayet halk sokağa çıkmasaydı?

Halk sokağa çıkmayıp tanklar önünde büyük kalabalıklar oluşturmasaydı, olaylar şöyle gelişecekti.. Bir tarafta polis güçleri bir tarafta darbeci güçler..

Sokak sokak çatışmalar başlıyor..

Çatışmalar sokak sokak haftalarca sürüyor..

Sokaklar orası düşmanın orası kurtarılmış diye ikiye bölünüyor..

Binalar kurumlar elektrik su marketler telefon şebekeleri televizyonlar hepsi vuruluyor ve harabe, kaçabilen halk kaçıyor, sokaklar boşalıyor..

Halk sokağa çıkarak ‘polise’ güç verdi, tankların engellenmesi yolların kesilmesini sağladı, polis arkasına kalabalık halkı alarak, hızlı ve operasyonal harekete geçti..

Halk sokağa çıkmasaydı Türkiye polisle-askerin aylarca süren iç savaş sahnesine şahit olacaktı..

Felaketlerin felaketi en ağır senaryo da buydu..

Halkın sokağa çıkmasıyla bu büyük iç savaş sabahına varmadan durdu..

Halk sokağa çıkmasaydı bu satırların yazarı ODA TV ve CHP’li bir çok vekil ve niceleri, şu anda ya vurulmuş ya içerdeydik..

Halk sokağa çıkmasaydı;

Ve ekranlarınızdan Hasan Cemaller Nazlı Ilıcaklar bizlerin ne kadar meczup ne kadar deli ne kadar manyak ne kadar ırkçı faşist olduğumuzu kitlelere yine sırıtarak yine kahkahalar atarak anlatıyor olacaktı.

Halk sokağa çıktı..

Milli cumhuriyetçi güçler destek verdi..

O halde, uzun sürecek sokakları harabeye çevirecek büyük bir iç savaşın önüne geçtiğimiz bugün, gerçekten bayram’dır..

15 Temmuz hepimize hem bayram hem bir kütüphane kitap okumuş gibi ders olsun..

Hukuk’a saygı, hukuk karşısında herkesin eşitliği, bu bayram günü, asla bir anlık gafleti affedilmez, en vazgeçilmez ideallerimiz olsun..

15 temmuz gecesi beyninin içinde evinin içinde bombalar patlayan beş milyon Ankaralı’ya da bir lafım olacak..

Onbinlerce insan ertesi gün baş ağrısı travma stres depresyonla eczanelere koştunuz..

Büyük bir ‘travma’ büyük bir ‘şok’ yaşadık..

Büyük travmalar ‘zihniyetlerimizi’ değiştirmek için büyük fırsatlardır..

İŞİD belası, güneydoğu sokakları, cemaatin vatan haini canavarlıkları, Suriye savaşı, hepsi bu iktidar zamanında oldu..

Bombaların şokuyla patlayan beyinlerinize durmaksızın aynı şeyi haykıracağız:

Bu Suriye savaşı bu amansız PKK savaşı bu amansız cemaat ihaneti bu amansız İŞİD hepsi bu iktidar zamanında oldu..

Eczanelere doktorlara koşarken o şok geçirmiş beyninizin ebedi sağlığı için, asıl bu soruları sorun…  

Hepsi bu iktidar zamanında oldu..

Nihat Genç

Odatv.com


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel haberler
· Haber gönderen habermerkezi


En çok okunan haber: Güncel haberler:
IŞIKLI: CUMHURİYET'imiz KÜRESEL DEĞİL ULUSAL EGEMENLİK ÜZERİNDE YÜKSELMİŞTİR


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Güncel haberler


sitedeki her türlü makale, yazı, haber, yorumdan ve alıntılardan ve verilen linklerden yazanı sorumludur. makale, yorum, haber katkılarında düzenleme, kısaltma ve yayımlama anlamında tasarruf hakkı insancilsol.com’a aittir. Makaleler bölümününde yazarlarımızın yazılarının altındaki yorum ve linklerden sorumlu değiliz. içeriğin kaynak gösterilerek alıntılanması uygundur. copyrighted © 2005,XII.

tasarım ve hosting: GALAXY DESIGN

ana sayfa

Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye